Cevizli Bahar kahvaltılarımızda ve ara öğünlerimizde damağımızda vazgeçilmez tatlar bıraktığı gibi vücudumuzda da kalıcı faydalar sağlamaktadır. İçeriğindeki ceviz,salça ve sarımsak sayesinde normal şartlarda tek tek almamıza imkan olmayan maddeleri uygun dozda edinmemize yardımcı olur. Her geçen gün önemi artan doğal beslenme için cevizli bahar en iyi seçeneği sunmaktadır. Kanserden korunma, bulaşıcı hastalıklardan korunma ve sağlıklı gelişim için gerekli organik ve inorganik maddeleri endüstriyel ürün olarak almak yerine doğal yollardan tüketmek en sağlıklı ve ucuz bir yöntemdir. Bu ürünleri inceleyecek olursak.


     Ceviz tüketilen besinler arasında yararlı en iyi ilk 10 arasındadır. İçeriğindeki bileşenlar incelendiğinde cevizin yeri başka besinlerle kolay kolay doldurulamayacağı görülmektedir. Ceviz içindeki gümüş iyonları başka bir meyvede bulunmamaktadır. Gümüş iyonları insan vücudunda özellikle beynin kullandığı bir maddedir. Bu maddenin alınması ancak ceviz tüketilerek olabilmektedir. Cevizin içindeki diğer önemli bileşen Vitamin E’dir. Vitamin E antioksidan etkisi sayesinde vücudun savunmasını artırır. Vitamin E’nin vücutta ihtiyaç duyulduğu bir diğer önemli sistem sperm üretilmesi ve hareketi içindir. Çinko deniz ürünlerinden sonra içinde en çok bulunan besin cevizdir. Çinko demirden sonra vücutta en çok ihtiyaç duyulan elementtir. Özellikle sinir sisteminin sağlıklı çalışmasında gereklidir. Yara iyileşmesinde gerçekleşen enzim aktivitelerinde çinkonun çok önemli bir yeri vardır. Çinko ve vitamin E sinir sistemi ile ilgili rahatsızlıklardaki etkisi özellikle alzhemier ve parkinsoda belirginleşmiştir. Vücudumuzun hayatta kalması için gerekli elementlerin ihtiyaç miktarı az olsa da alınmaması halinde ciddi sorunlar çıkabilir. Bu elementler az da olsa alınması gerekliliğine rağmen bu elementlere ulaşmak her zaman mümkün olamamaktadır. Ceviz bu konuda en şanslı besindir. Ceviz bakır, mangan, triptofan içerir. Bunlardan özellikle triptofan depresyon gibi ruhsal durumların kontrolünde rol oyanayan serotonin üretilmesinde gereklidir. Cevizin içinde bulunan L-arjinin vücudun üretemediği ve dışardan alması geren gerekli aminoasitlerdendir. L-arjinin kalp damar hastalıklarında ve kolesterol kontrolünde faydalıdır. Ceviz içinde bulunan ve başka diğer besinlerde kolay bulunmayan melatonin beynin gece-gündüz döngüsünde ve uyku düzenin rol oynar. Melatonin bu düzenleyici etkisi sayesinde uyku problemleri ve uykuya bağlı yorgunlukta faydalıdır. Yağ içeriği olarak ceviz omega-3 içerir. Omega-3 vücutta üretilmeyen ve dışardan alınması gereken bir yağdır. Omega-3, vücut için zararlı olarak nitelendirilen kolesterolü düşürerek yardımcı olur Omega-3 kalp damar hastalıklarından korunmak için gereklidir. Omega -3 faydaları: Trigliseritler ve kolesterol düşürür, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları, kalp krizi ve akut inme riskini azaltır. Bağışıklık sistemi güçlendirir. Kansere karşı koruma sağlar. Beyin, retina, sperm, cilt hücreleri güçlendirir., Kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur (diyabet için faydalı), Kanı inceltir ve akışını kolaylaştırır, kanın pıhtılaşmasını önler, Yangı önleyici etkisiyle romatizmal hastalıklara karşı koruma sağlar. Bebeğin beyin ve retina gelişiminin destekler. Erken doğum riskinni azaltır. Doğum sonrası depresyonundan korur. Omega-3 yağ asitleri ayrıca çocuğun matematik zekasının geliştirilmesine, okuma, telaffuz ve yazma beceresini artırılmasına yardımcı olabilir. Depresyon tedavisini destekler. Bunama ve Alzheimer hastalığı riskinin azaltmasına yardımcı olur. Ruh hali, konsantrasyon, bellek, dikkat ve davranış bozukluklarına karşı yardımcı olur. Saldırganlık azaltmaya ve sakinleştirmeye yardımcı olur. Kemiklerde kalsiyum toplanmasına destek olarak güçlenmelerinin sağlar. Eklem iltihabı ve kıkırdağa zarar veren enzim aktivitesinin azaltır. Eklemlerde hassasiyet ve sabah sertliğinin azaltır. Romatoid artritli hastada ilaç ihtiyacının azaltır. Kalp damar hastalığı riski olanların ya da bu hastalığa yakalanmış olanların kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Damar sertliği oluşumunun yavaşlatır. Trigliseritlerin kan düzeyini düşürür. Kalp hastalıklarında "kötü kolesterol"ün (LDL) düşürülüp, "iyi kolesterol"ün (HDL) artırır. Kalp krizi sonrası felç, ikinci bir kalp krizi ve krizden kaynaklı ölüm riskinin azaltır.

Biber salçasının içinde kırmızı biber mevcut olup vücudumuz için önemli maddeler içermektedir. Capsasain, likopen, fenolin, vitamin A, Vitamin E ve vitamin C. Özellikler Vitamin C miktarı birçok besinden daha fazladır. Biber salçasında bulunana b karoten vücutta vitamin A’ya dönüşerek kullanılır. Vitamin A vücutta cild yenilenmesinde, güneşin zararlı etkilerine karşı koruyuculukta, ve göz sağlığı için gereklidir. Bu özellikleri sayesinde hassas ciltlerde koruyucu ve yaşlanmayı geciktirici etkileri mevcuttur. Antioksidanlardan biri olan fenol bileşikleri kirmızı biberde bulunur. Antioksidanları en güçlülerinden olan fenoller tüm vücutta toksinlere karşı mücadelede etki ederek koruyucu etkiler gösterir. Bu etkileri sindirim sistemi, idrar yolları ve sinir sistemi başta olmak üzere tüm vücutta gözlemleyebiliriz.


      Salça işlemeden geçirilmiş domatestir. Domatesin içindeki vitaminler (Vit A, B1, B2, C, ve K), minareller (Potasyum, demir) ve likopen bulunur. Domatesin içeriğindeki vitaminler insanın tüm hücrelerinde gerekli enzimatik aktivitelerin katalizörüdür. Bu vitaminler sayesinde özellikle bağışıklık sistemi için gerekli enzimatik aktiviteler gerçekleştirilir. Likopen ise doğal antioksidan bir maddedir. Salçanın içinde domatesten daha fazla likopen bulunur. Likopen antioksidan özelliği sayesinde vücutun bağışıklık sisteminin güçlendirir. Antioksidan özellikler bağışıklık sistemi dışında vücudun kanser hücreleri ile savaşında da önemli yer tutar. Likopen ile yapılan kanser çalışmalarında özellikle prostat, kalın bağırsak ve rahim kanserinde yararlı etkiler gösterilmiştir. Vücudu dışardan tehdit eden çevresel faktörler hücre ve dokularda bozulmalara neden olmaktadır. Serbest oksijen radikalleri ile gerçekleşen bu saldırılara karşı vücudun en önemli korunma yöntemi serbest oksijen radikalleri indirgeyen antioksidanlardır. Bu antioksidanlar ile vücut sürekli bir yenileme içerisindedir. Bu yenileme özellikle ciltte daha belirgindir. Likopenler bu yenilenmede önemli rol oynar. Cilt yenilenmesi, yaşlanmayı geciktirmede likopenler yardımcı rol oynar.


      Sarımsak uzun yıllardan beri yararlı etkileri bilinen ve kullanılan besin maddesidir. İçeriğinde organik ve inorganik maddeler sayesinde yemeklerde tad oluşturmak dışında ilaç sektörüne kaynak da oluşturmaktadır. Sarımsağın yararları bileşenlerinden kaynaklanmaktadır. Alisin, beta-karoten, Vitamin B1, Vitamin B2, Vitamin B3 , Vitamin C, Quercetin, Minaraller (Kalsiyum, folat demir, Selenyum, çinko, fosfor, manganez, Germenyum), Ajoen, çeşitli sülfür bileşenleri, vücutta sentezlenemeyen 17 aminoasit ve organik asitler. Bu maddelerin etkileri incelendiğinde sarımsağın faydaları daha rahat anlaşılabilir. Sarımsağın ana içeriği olan Alisin doğal bir antibiotiktir. Bu madde sayesinde vücudun savunma sistemi olan alyuvarların sayı ve gücü artar. Vücutta doğal bir antiseptik alan oluşur. Tedavide kullanılan antibiotiklere karşı mikroorganizmaları geliştirdiği direnç mekanizmasının üstesinden gelinmesinde de bu madde etkilidir. Bu özelliği nedeniyle sarımsak ilaç sektörünün vazgeçilmezi olmuştur. Vücudumuzda hücresel düzeyde oluşan stres oksidatif stres olarak tanımlanır ve hücreler bu toksik mekanizmayı durdurabilmek için antioksidanlara ihtiyaç duyar. Hücrelerde önemli bir sistem olan glutatyon antioksidatif stres için ajeon çok önemli etkiye sahiptir. Sarımsağın içinde bulunan ajeonler glutatyon sistemin aktif çalışmasını sağlar. Ajeonlar kanın pıhtılaşmasını sağlayan trombositlerin aşırı pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığını önler. Anjiotensin 2 vücutta tansiyonun belli düzeyde kalmasını sağlayan bir maddedir. Bazı hastalarda bu madde gereğinden fazla yüksek olduğu için tansiyon yüksekliği görülür. Ajeonler anjıotensin 2 yüksekliğini baskılar. Bu sayede kalp damar hastalıklarında sık görülen damar sertliği, damar tıkanıklığı gibi durumlar buna bağlı olarak kalp krizi, hipertansiyon ve inmelere karşı koruyucu rol oynar. Trigliserit ve kolesterolün hücresel düzeyde oluşturduğu oksidatif stresi azaltarak damarları korur. Bu olumlu etkileri ne yazık ki düşük tansiyon ve kanama yatkınlığı olan hastalarda olumsuz olarak etki gösterebilir. Sarımsağın diğer organik bileşenleri ile yapılan deneysel ve klinik çalışmalarda bu maddelerin kanser hücrelerin vücut tarafından farkedilip öldürülmesinde ve kanser hücrelerin gelişmesinin önlenmesinde yardımcı olmaktadır. Guyonnet ver ark çalışmasında sarımsak içindeki maddelerin karaciğer kanser riskini azalttığını, Balasenthil ve ark çalışmasında ise mukozal kanserlerin öldürmesinde sarımsak içindeki maddelerin etkisi gösterilmiştir. Minarellerden özellikle selenyum kanser hücreleri üzerinde baskılayıcı etkisi yanında hormon sistemi üzerinde düzenleyici etkisi vardır. Tiroid hastalıklarında selenyum önemli yer tutar. Ülkemizde sık görülen Guatr ve altta yatan hashimota tirodit tedavisinde selenyum tavsiye edilmektedir.




EKMEĞE
SÜRÜLÜR,
KEYİFLE YENİR...